8.Sınıf 3.Ünite Kavramları
www.dindefterim.com
www.dindefterim.com
8. SINIF 3. Ünite Kelimeler-Kavramlar
Fıtrat
Fıtrat: İnsanın yaratılışında var olan hususlar, huy, tıynet, mizaç, maya
Hanif
Hanif: Allah’ın birliğine inanan, İslâm’a tâbi olarak şirk ve dalâletten kurtulan kimse
Hurafe
Hurafe: İslâmiyet’ten önceki dinlerden kalan veya dinde olmadığı halde sonradan uydurulmuş, asılsız, gerçekle alâkası bulunmayan bâtıl inanç, efsâne, hikâye
Mütevatir
Mütevatir: Ağızdan ağıza yayılan, herkesin dilinde gezen. 2. Aralarında anlaşarak yalan söylemeleri mümkün olmayan büyük bir topluluk tarafından nakledilen (haber veya hadis)
Muamelat
Muamelat: Aile ve miras hukuku, sözleşme gibi toplum hayatını ilgilendiren hükümler
Uhrevî
Uhrevî: Âhirete âit, öbür dünya ile ilgili.
Zan
Zan: Gerçeğini bilmeden ihtimal üzerine hüküm verme, bu yolda verilen hüküm, sanı, şüphe, kuruntu
Sıla-i Rahim
Sıla-i Rahim: Ana baba ve hısım akrabayı arama, ziyâret etme.
İktisat
İktisat: Bir ülke, toplum ve kuruluştaki mal ve hizmetlerin dağıtım ve tüketimine âit hususların bütünü, ekonomi.
Zaruriyyat
Zaruriyyat: Kaçınılması imkânsız, olması mecbûrî olan şeyler, zorunlu işler.
Zarûrât-ı Hamse
Zarûrât-ı Hamse: İslam dininde bireyin dünya ve ahiret mutluluğunun sağlanması ve güvenli bir toplumun oluşturulması için korunması gereken beş temel ilke (Can, Akıl, Nesil, Mal ve Din).
Ötenazi
Ötenazi: Öleceği kesinleşen bir hastanın, ıstırabının dindirilmesi için kendisinin veya ailesinin başvurusu üzerine doktor tarafından hayatına son verilmesi.
Haysiyet
Haysiyet: Şeref, onur, îtibar, İnsanlık şerefi.
Yeti
Yeti: İnsanda doğuştan var olan idrak, hâfıza, muhakeme yeteneği gibi güçlerin her biri, meleke.
Hikmet
Hikmet: Hakîmlik, bilgelik. Cenâbıhakk’ın her şeyi yerli yerince yaratma, her şeyi lâyık olduğu yere koyma sırrı, âlemin insanlar tarafından anlaşılamayan gizli amacı.
Zerk etme
Zerk etme: (Vücûda bir şeyi) Şırınga etmek, (bir sıvıyı) şırınga ile vermek.
Kabiliyet
Kabiliyet: Herhangi bir şeye karşı doğuştan gelen yatkınlık, beceriklilik, yetenek, istidat.
Rüşvet
Rüşvet: Bir görevliye, kanunen yapması veya yapmaması gereken bir işte yasa dışı bir kolaylık sağlaması için verilen para yâhut sağlanan menfaat.
Rüşvet almak (yemek): Yasa dışı bir kolaylık sağlamak için kanunen hakkı olmayan bir parayı almak veya menfaat sağlamak.
Rüşvet vermek: Bir görevliye yasa dışı bir kolaylık sağlaması için para vermek veya menfaat sağlamak.
Karaborsa
Karaborsa: Piyasadan çekilen bir malın aşırı kâr amacıyla gizlice ve yüksek fiyatla alınıp satılması işi.
Karaborsacılık: Karaborsacı olma durumu, vurgunculuk, ihtikâr, spekülasyon.
İbret
İbret: Bir olaydan çıkarılan göz açıcı, uyarıcı ders.
İbret almak: (Olan bir şeyden) Kendi payına bir ders çıkarmak.
Miras
Miras: Ölen bir kimseden yakınlarına kalan mal, mülk, para vb.
Faiz
Faiz: Belli şartlarla ödünç verilen paradan belirli bir zaman sonunda alınan kâr.
Gasp
Gasp: Başkasına âit bir şeyi zor kullanarak ele geçirme, zorla zaptetme.
Irz
Irz: Bir kimsenin başkaları tarafından dokunulmaması ve kirletilmemesi gereken namusu, iffet, şeref ve haysiyeti.
Meşru
Meşru: Dince yasaklanmayan, dîne, akla, vicdâna ters düşmeyen, kanun ve geleneklere uygun olan (şey veya kimse).
Dînü’l-Hak
Dînü’l-Hak: Hak din.
Tevekkül
Tevekkül: Kişinin herhangi bir konuda elinden geleni yapıp sonucu Allah’a bırakması. Allah’a güvenme.
Vefa
Vefa: Sözünde durma, verilen sözü yerine getirme, sevgide süreklilik, bağlılık ve sadâkat.
Musibet
Musibet: İnsanın başına ansızın gelen belâ, felâket, dert, sıkıntı.