Konu anlatımı
İslam'ın Tevhit İlkesi
İslam'ın temel ilkesi olan tevhitSözlükte 'birlemek, bir kılmak'; Allah'ın bir olduğunu bilmeyi, O'ndan başka ilah bulunmadığına inanmayı ifade eden İslam'ın temel ilkesi, sözlükte "birlemek, bir kılmak" anlamına gelir. Terim olarak Allah'ın (cc) bir olduğunu bilmeyi, O'ndan başka ilah bulunmadığına, eşinin ve ortağının olmadığına inanmayı ifade eder. Tevhidin zıddı, Kur'an-ı Kerim'de şirkAllah'a inanmakla birlikte başka varlıkları da ilah olarak kabul etme; zatında, sıfatlarında, fiillerinde Allah'a başka bir varlığı denk görmek kavramıyla ifade edilir.
"De ki: O, Allah'tır, bir tektir. Allah Samed'dir. O'ndan çocuk olmamıştır, kendisi de doğmamıştır. Hiçbir şey O'na denk değildir."
(İhlas suresi)
Tevhit İlkesinin Üç Boyutu
Birincisi: Allah'ın gerçek bir Rab olduğunu, yaratıcı, hayat ve rızık verici olduğuna, ortağının bulunmadığına inanmak.
İkincisi: İbadetleri sadece Allah için yapmak, yalnız O'ndan yardım istemek.
Üçüncüsü: Allah'ın isim ve sıfatlarının ifade ettiği niteliklerin yalnız O'na özgü olduğunu kabul etmek.
Rivayete göre insanlar Hz. Nuh dönemine kadar tevhit inancıyla yaşamış, putperestlik ilk defa bu dönemde ortaya çıkmıştır. Hz. Nuh, Kur'an'da adı çokça geçen ve ülülazmPeygamberlik görevini yerine getirirken her türlü belaya göğüs gerip kararlı davranan ve inkârcılara karşı verdikleri mücadelenin büyüklüğünden dolayı Kur'an-ı Kerim'de övülen beş büyük peygamber olarak isimlendirilen beş büyük peygamberden biridir; kavmini uzun yıllar tevhit inancına davet etmiştir. Tüm peygamberlerin ortak mesajı tevhittir.
"Senden önce gönderdiğimiz bütün peygamberlere, 'Şüphesiz, benden başka hiçbir ilah yoktur. Öyleyse bana ibadet edin.' diye vahyetmişizdir."
Tevhidin Toplumsal Yansıması
Tevhit inancı, insanları şirk gibi yanlış inançlardan, bölünmüşlükten korur ve evrendeki tüm farklılıkların mükemmel bir uyum içinde olduğunu gösterir. Bu durum İslam geleneğinde "çoklukta birlik, birlikte çokluk" şeklinde ifade edilir.
Tevhit, sadece bir inanç değil aynı zamanda bir yaşam biçimidir. Toplumsal hayatta tevhit inancının karşılığı "birlik" olarak ortaya çıkar; toplumda birlik bilincinin oluşması sosyal adaletin sağlanmasına bağlıdır. Tevhit ilkesinin yansımaları edebiyattan sanata, mimariden musikiye kadar her alanda görülür; İslam mimarisindeki geometrik desenler, hat ve ebru sanatı Allah'ın birliğini sembolize eden eserlerdir.
Kısa Kontrol
1. Kur'an-ı Kerim'de tevhidin zıddı olarak ifade edilen kavram hangisidir?
2. Peygamberlik görevini yerine getirirken her türlü belaya göğüs gerip kararlı davranan, Kur'an'da övülen beş büyük peygambere ne ad verilir?
3. Tüm peygamberlerin ortak mesajı tevhit inancıdır.
İslam'da Adalet ve Eşitlik
AdaletDoğruluk, eşitlik, denklik, hak sahibine hakkını verme; kanunları eşitlik ilkesine göre uygulama; doğruluk, eşitlik, dengeli olma, hak sahibine hakkını verme anlamlarına gelir. İslam'ın evrensel mesajlarından biri olan adalet; hukuki alanda kanunlara uygun davranmayı, ekonomik alanda ölçü ve tartıyı doğru kullanmayı, toplumsal alanda insanlar arasında ayrım yapmamayı ifade eder.
"...Hükmettiğin zaman aralarında adaletle hükmet. Çünkü Allah adil olanları sever."
Hz. Muhammed (sav), peygamberliğinden önce de adaleti sağlamak üzere kurulan Hilfülfudul adlı topluluğa katılmış, haksızlıklarla mücadele etmiştir. Allah'ın esmayıhüsnasından biri de Adl ismidir; Allah kendisini inkâr edenlere dahi haksızlık etmez.
| Adalet İlkesi | Anlamı |
|---|---|
| Eşitlik | Herkesin aynı haklara sahip olduğunu, eşit muamele görmesi gerektiğini kabul etmek |
| Hesap Verebilirlik | Kişinin aldığı kararlardan ve sonuçlarından sorumlu olması |
| Tarafsızlık | Dil, ırk, cinsiyet, din farkı gözetmeden ayrım yapmamak |
| Şeffaflık | Açıklık, dürüstlük ve denetlenebilirlik ilkeleriyle hareket etmek |
| Liyakat | Görevin, yapabilecek olan hak edene verilmesi |
| Emanet | Korunması istenen maddi ve manevi değerlere sadakat |
| Ahde Vefa | Kişinin verdiği sözlere sadık kalması |
Eşitlik ve Takva
Allah katında tüm insanların eşit olması İslam'ın adalet anlayışını yansıtır. Kadın-erkek, zengin-fakir gibi farklılıklar insanlara üstünlük sağlamaz; İslam, bütün insanların ortak bir atadan geldiğini ve üstünlüğün ancak takva ile olduğunu bildirmiştir.
"Ey insanlar! Şüphe yok ki, biz sizi bir erkek ve bir dişiden yarattık ve birbirinizi tanımanız için sizi boylara ve kabilelere ayırdık. Allah katında en değerli olanınız, O'na karşı gelmekten en çok sakınanınızdır..."
(Hucurat suresi, 13. ayet)
TakvaBir Müslüman'ın hayatının her anında sorumluluğunun bilincinde olması, Allah'ı görüyormuşçasına farzları ve vacipleri hakkıyla yerine getirmesi, Allah'ın hoşnutluğunu kazanmak amacıyla farzları hakkıyla yerine getirmek ve haramlardan sakınmaktır. Hz. Peygamber Veda Hutbesi'nde "...Üstünlük ancak takva iledir." buyurarak bunu açıkça ortaya koymuştur. İslam, insanların ırk, cinsiyet, dil gibi farklılıklarını kabul eder ancak bu farklılıkların bir üstünlük aracına dönüştürülmesine karşı çıkar.
Kısa Kontrol
1. Hz. Muhammed'in (sav) peygamberliğinden önce katıldığı, adaleti sağlamak amacıyla kurulmuş topluluğun adı nedir?
2. Hucurat suresi 13. ayete göre Allah katında en değerli insan kimdir?
3. Görevin, yapabilecek ehil kişiye verilmesini ifade eden adalet ilkesine liyakat denir.
İslam ve Barış
İslam kelimesi "kurtuluşa erme, güven ve emniyette olma, sulh ve barış yapma" anlamlarına gelir. İslam adını esenlik ve kurtuluş anlamındaki s-l-m kökünden alır; Selam, aynı zamanda Allah'ın isimlerinden biridir. Müslüman olan herkes barışı seçmiş demektir; can, akıl, nesil, din ve mal emniyetini sağlamaya çalışmalıdır.
"Ey iman edenler! Hep birden İslam'a (barışa) girin. Sakın şeytanın peşinden gitmeyin; çünkü o, apaçık düşmanınızdır."
Medine Vesikası (Sözleşmesi), Hz. Muhammed'in (sav) Medine'deki farklı din ve etnik gruplarla yaptığı, herkesin dinini özgürce yaşayacağını, saldırı durumunda birlikte savunma yapılacağını hükme bağlayan yazılı bir antlaşmadır.
Cihat Kavramı
İslam'a göre insanın canı, aklı, dini, malı ve nesli kutsal kabul edilmiştir. Bu değerleri korumak için gösterilen çabaya cihat denir. Cihadın; savaş (kıtal-mukatele), tebliğ, iyiliği emredip kötülükten sakındırma (emir bilmaruf, nehiy anilmünker) ve ilim-ekonomi-teknoloji gibi alanlarda gayret gösterme gibi türleri vardır.
"Ey insanlar, düşmanla savaşmak üzere karşı karşıya gelmeyi temenni etmeyiniz. Allah'tan sizi savaştan korumasını isteyiniz. Düşmanla karşılaşınca da sabrediniz."
Müslümanlara ait toprakların işgali veya can-mal güvenliğinin tehdit edilmesi savaşı meşru hâle getirir; savaş son çare olarak görülür.
"Ellerinizle, dillerinizle ve mallarınızla cihad ediniz!"
Barış İçinde Bir Arada Yaşama
İslam, hem bireysel hem toplumsal yaşamda barışın hâkim olmasını amaçlar. Müslüman, önce kendi iç dünyasında huzuru sağlar, ardından bu huzuru çevresine taşır; hak sahibine hakkını verir ve kardeşlik bağlarını güçlendirmeye çalışır.
Hz. Muhammed (sav), Medine'de farklı dinî ve etnik grupların liderleriyle bir araya gelerek herkesin güven içinde yaşayabileceği bir ortam oluşturmuştur. Bu model, sonraki dönemlerde Selçuklu ve Osmanlı gibi Türk-İslam devletlerinde de sürdürülmüş; farklı inanç ve kültüre sahip topluluklar asırlarca birlikte yaşayabilmiştir.
Kısa Kontrol
1. "İslam" kelimesinin de kökü olan ve Allah'ın isimlerinden biri olan, barış ve esenlik anlamındaki isim hangisidir?
2. Kur'an-ı Kerim'de savaş anlamında kullanılan kavram hangisidir?
3. İslam'a göre savaş, ilk başvurulacak yol olarak değil son çare olarak görülür.
Kur'an'dan Mesajlar
Nahl Suresi 90. Ayet
"Şüphesiz Allah, adaleti, iyiliği (ihsanı), akrabaya yardım etmeyi emreder; hayasızlığı, fenalığı ve azgınlığı da yasaklar. O, düşünüp tutasınız diye size öğüt veriyor."
(Nahl suresi, 90. ayet)
Ayette Allah, sağlam bir toplum için üç değeri emreder: adalet (haklara müdahale etmeden herkese hak ettiğini vermek), ihsanAllah'a ihlasla ibadet etmek, başkasına iyilik etmek, yaptığını güzel yapmak (başkasına iyilik etmek, işi güzel yapmak) ve akrabaya iyilik etmek. Aynı ayette üç kötü davranış da yasaklanır: fahşâ (hayâsızlık, edep ve iffete aykırı söz-davranış), münker (aklın ve toplumun çirkin bulduğu davranışlar) ve bağy (zorbalık, başkalarının hakkını çiğneme).
Nisa Suresi 58. Ayet
"Allah, emanetleri ehline vermenizi ve insanlar arasında hüküm verdiğinizde adaletle hükmetmenizi emrediyor. Allah size ne kadar güzel öğütler veriyor! Şüphesiz Allah her şeyi işitici, her şeyi görücüdür."
(Nisa suresi, 58. ayet)
Bu ayet iki temel ilkeye dikkat çeker: emanetlerin ehline verilmesi (liyakat) ve adaletle hükmedilmesi. Görev ve sorumlulukların bilgi, başarı ve yetenek sahibi kişilere verilmesi, toplumun sağlıklı işlemesi için gereklidir. Ayetin sonunda Allah'ın her şeyi işitip gördüğü hatırlatılarak insanların adalet konusunda titiz davranmaları istenir.
Sureden Çıkarabileceğimiz Mesajlar:
Sağlıklı bir toplumun temeli adalet, ihsan ve akrabaya iyiliktir.
Hayâsızlık, kötülük ve zorbalık toplumsal huzuru bozar.
Görev ve emanetler ehline (liyakat sahibi olana) verilmelidir.
Kısa Kontrol
1. Nahl suresi 90. ayette Allah'ın emrettiği değerlerden biri değildir?
2. Nisa suresi 58. ayete göre emanetler nasıl verilmelidir?
3. Nahl suresi 90. ayette geçen "münker" kavramı, aklın ve toplumun çirkin bulduğu tutum ve davranışları ifade eder.